Şantiyedeki iş bitti. Şirket dönüş biletini verdi ve sözleşmenin sona erdiğini bildirdi. Yurt dışında çalışan işçi bu noktada tazminatını hangi mahkemede, hangi sürede ve hangi hukuka göre isteyeceğini bilmek ister. Çünkü olaya hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı baştan belli değildir.
Süreler de bu soruya bağlıdır. Aşağıda ayrılış gününden dava gününe kadar atılacak adımlar sırayla ele alınıyor. Her aşama kendi başlığı altında anlatılıyor.
Yurt Dışı Şantiyeden Dönüşte İlk Bakılacak Üç Şey
Önce üç noktayı belirleyin. Sonraki adımların hepsi bu üç noktaya göre şekillenir.
- İş sözleşmesinde “uyuşmazlıkta çalışılan ülke mevzuatı uygulanır” gibi bir hukuk seçimi cümlesi var mı?
- Yurt dışı görev geçici bir görevlendirme miydi, yoksa işe baştan orada mı alındınız?
- İşvereninizin merkezi, SGK bildiriminiz ve ücret ödemeniz Türkiye ile bağlantılı mıydı?
Birinci soru hukuk seçimini, ikinci soru mutad işyerini, üçüncü soru daha sıkı ilişkili hukuku gösterir. Bu üç ölçüt 5718 sayılı Kanun m.27’de yer alır. Madde 2025’te 7550 sayılı Kanunla yeniden düzenlendi.[1]
Güncel metne göre iş sözleşmesi, tarafların seçtiği hukuka tabidir. Ancak işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinden doğan asgari koruma saklı kalır. Hukuk seçilmediyse mutad işyeri hukuku uygulanır. İşçi işini geçici olarak başka ülkede yapıyorsa orası mutad işyeri sayılmaz. Birden fazla ülkede devamlı çalışan işçiye işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Hal şartları daha sıkı ilişkili bir hukuku gösteriyorsa bu hukuk uygulanabilir. İşin yapıldığı yerin zorunlu hükümleri bunun dışında kalır.[2]

Yurt Dışında Çalışan İşçi için Süre ve Adım Tablosu
Aşağıdaki tablo ayrılıştan davaya kadar olan sırayı gösterir. Süreler Türk hukukunun uygulandığı durum içindir.
| Aşama | Süre | Ne Yapılır | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ayrılış günü | Kanunda süre yok | Sözleşme, bordro, banka kaydı ve giriş çıkış belgeleri toplanır | İspat için |
| Hukuk ve mahkeme tespiti | Arabuluculuktan önce | Hukuk seçimi, mutad işyeri ve yetkili yer belirlenir | MÖHUK m.27, m.44 |
| Arabulucuya başvuru | Dava açmadan önce, zamanaşımı dolmadan | Karşı tarafın yerleşim yerindeki büroya başvurulur | 7036 m.3/1, m.3/5 |
| Arabuluculuk görüşmesi | Görevlendirmeden itibaren üç hafta, en çok bir hafta uzar | Anlaşma olmazsa son tutanak alınır | 7036 m.3/10 |
| İş mahkemesinde dava | Son tutanaktan sonra, zamanaşımı dolmadan | Son tutanak dilekçeye eklenir | 7036 m.3/2, m.6 |
| Alacakların zamanaşımı | Beş yıl | Başlangıç alacağın muaccel olduğu gündür | 4857 ek m.3, m.32 |
İşe iade talebi tablonun dışındadır ve ayrı süreye bağlıdır. 4857 sayılı Kanun m.20’ye göre fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur. Son tutanaktan sonra iki hafta içinde dava açılır.[3] Ancak m.18 otuz işçi ve altı aylık kıdem arar. Yurt dışı işyeri için bu şartların nasıl uygulanacağı olay bazında ayrıca incelenir. Ayrıntılar işe iade davası yazısında yer alıyor.
Yetkili Mahkeme ve Arabuluculuk Bürosu Nasıl Belirlenir?
Önce Türk mahkemelerinin bu davaya bakıp bakamayacağı sorulur. MÖHUK m.44 bu konuda özel bir kural getirir. İşçinin işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir.[4]
Yer itibarıyla yetki ise iç hukuka göre belirlenir.[5] İş mahkemelerinde yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir.[6] İşin yapıldığı yer yabancı ülkede kaldığı için davalı işverenin yerleşim yeri öne çıkar. Şirket merkezi İstanbul’daysa dava, merkezin bağlı olduğu adliyedeki iş mahkemesinde açılabilir.
İş davalarında görevli ve yetkili mahkeme iş mahkemesi görev ve yetki yazısında ayrıca anlatılır.
Arabuluculuk bürosu için ölçüt benzerdir. 7036 sayılı Kanun başvurunun karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki büroya yapılmasını söyler.[7] Yetkisiz büroya başvurulmuşsa yetki itirazının kabulünden sonra, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu durumda yetkisiz büroya başvuru tarihi, yetkili büroya başvuru tarihi sayılır.[8]
Yabancı mahkemede alınmış bir karar varsa mesele değişir. Bu karar Türkiye’de ancak tenfiz kararıyla icra edilir.[9] Tenfiz davasında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.[10] Bu süreç iş davası yolundan ayrıdır.
Arabuluculuk Dava Şartı Yurt Dışı Çalışmada da Aranır mı?
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[11] Maddede yurt dışı çalışma için ayrı bir istisna görünmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de yurt dışındaki şantiyelerde çalışmış bir işçinin davasında son tutanağı 7036 m.3 çerçevesinde incelemiştir.
Dairenin 2025 tarihli kararında dilekçeye eklenen son tutanakta ücret alacağı yer almıyordu. Daire, ücret için arabulucuya başvurulup başvurulmadığı belirlenmeden usulden ret verilemeyeceğini, başvuru varsa mahkemenin önce bir haftalık kesin süre vermesi gerektiğini belirtti. Davacı sonradan ücreti de içeren elektronik imzalı bir son tutanak sunmuş ve tutanağın tarihi dava tarihinden önce çıkmıştı.[12] Ücret için hiç başvuru yapılmamışsa mahkeme süre vermeden davayı usulden reddeder.[13]
Yabancı hukukun uygulandığı dönemlerde dava şartının nasıl işleyeceği bu kararda ele alınmamıştır. Bu belirsizlik yüzünden dava açmadan önce arabulucuya başvurmak, usulden ret riskini azaltır. Başvuruda ve tutanakta dava konusu bütün alacak kalemleri yazılmalıdır.
İş kazası ve meslek hastalığı tazminatı bu kuralın dışındadır. 7036 m.3/3 bu davalarda arabuluculuk dava şartını aramaz.[14] Süreleri iş kazası zamanaşımı yazısında ayrıca anlatılıyor.
Zamanaşımı Hangi Tarihte ve Hangi Hukuka Göre İşler?
Türk hukuku uygulanıyorsa süre beş yıldır. Kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmadan fesihten doğan tazminat, kötüniyet tazminatı, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti için bu süre 4857 ek m.3’te yer alır. Ücret alacağında süreyi m.32 son fıkra belirler.[15]
Süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.[16] Her alacak kaleminin muaccel olduğu gün aynı olmayabilir. Ücret her ay ayrı muaccel olur. Tazminatlar ise sözleşmenin sona ermesinden sonra istenebilir hale gelir. Bu yüzden kalem kalem tarih yazmak gerekir.
Yabancı hukukun uygulandığı dönemde işler değişir. MÖHUK m.8 zamanaşımını, hukuki ilişkinin esasına uygulanan hukuka bağlar.[17] Yargıtay da sözleşmenin sona ermesinden doğan tazminatların ve zamanaşımının m.27 ile belirlenen hukuka göre değerlendirileceğini belirtmiştir.[18] Dönemlere göre farklı hukuk uygulanabildiğinden, aynı işçinin farklı dönemleri için süreler ayrışabilir.
Zamanaşımını kesen haller TBK m.154’te sayılır. Bunlar borcun ikrarı, mahkemeye veya hakeme başvuru, icra takibi ve iflas masasına başvurudur.[19] İhtarname bu sayımda yer almaz. Arabuluculuk başvurusu ise süreyi kesmez, durdurur. Başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.[20] Faiz ve zamanaşımı ilişkisi için kıdem tazminatı faizi yazısına bakılabilir.
Yurt Dışı Çalışma Süresi Kıdem Tazminatında Sayılır mı?
Kıdem hesabında işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştığı süreler birlikte dikkate alınır.[21] Maddenin lafzında işyerinin Türkiye’de olması şartı aranmaz. Yine de yurt dışı döneme hangi hukukun uygulandığı sonucu belirler.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bir kararında aynı işverenin yurt içi ve yurt dışı şantiyelerinde fasılalı çalışan işçiyi ele aldı. Daire kıdem için sürelerin birleştirileceğini, ihbar tazminatı için ise her dönemin ayrı değerlendirileceğini belirtti. Buna karşın işçi kıdemi yalnız yurt içi çalışması için istemişti. Toplam sürenin esas alınması taleple bağlılık kuralına aykırı bulunarak karar bozuldu.[22]
Demek ki dilekçede yurt içi ve yurt dışı dönemlerin nasıl istendiği önemlidir. Yabancı hukukun uygulandığı dönem için kıdem hakkı o hukuka göre belirlenir. Türk hukukuna tabi dönemler için kıdem tazminatı hesaplama aracı kullanılabilir. Emeklilik veya askerlik nedeniyle ayrılmada şartlar kanuni nedenle kıdem tazminatı yazısında anlatılıyor.
Yurt dışında geçen sigortalılık sürelerinin Türkiye’de değerlendirilmesi ayrı bir konudur. 3201 sayılı Kanun, Türk vatandaşlarının on sekiz yaşından sonra yurt dışında geçen, belgelenen ve Türkiye’deki sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş sigortalılık sürelerini istekleri halinde değerlendirir ve Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruyu gerektirir.[23] Bu başvuru emeklilik hesabını ilgilendirir, ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri ise ayrı bir yoldur. Tazminat hesabı ise iş sözleşmesine göre yapılır.
Yurt Dışı Şantiye Uyuşmazlığında Üç Kısa Durum
İlk durumda sözleşmede çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı yazıyor. Şantiye kapanınca sözleşme sona eriyor. İşçi önce o ülkenin hukukuna göre hak kalemlerine ve sürelere bakmalıdır. Beş yıllık süreyi baştan varsaymak yanıltıcı olabilir.
İkinci durumda sözleşmede hukuk seçimi yok. İşveren Türk şirketi, işçi Türk vatandaşı ve SGK bildirimi Türkiye’de yapılmış. Bu halde Türk hukukunun uygulanması gündeme gelir. Süre planı da beş yıl üzerinden yapılır, ancak arabuluculuk başvurusu yine erkenden hazırlanmalıdır.
Üçüncü durumda işçi arabulucuya başvurmuş ve son tutanağı almıştır. Dilekçede ücret de isteniyor, ama dilekçeye eklenen tutanakta ücret yok. Ücret için ayrı bir başvuru ve son tutanak varsa mahkeme önce bir haftalık kesin süre vermelidir, hiç başvuru yapılmamışsa bu kalem usulden reddedilir.[13] Yine de tutanağa baştan bütün kalemleri yazdırmak bu tartışmayı önler.
Türk İşverenin Yurt Dışı Şantiyesinde 4857 ve 1475 Uygulanır mı?
Bu soruya tek cevap verilemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uygulanacak hukuku çalışma dönemlerine göre ayrı ayrı belirler. Uygulanacak hukuk Türk hukukuysa 4857 sayılı Kanun ve 1475 sayılı Kanun m.14 işler.
Bir kararda, Kuruma onaylatılacağı yazılı yurt dışı iş sözleşmesi uyuşmazlıkta öncelikle çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağını öngörüyordu. Daire üçüncü çalışma dönemi (Afganistan) için bu hukuk seçimini geçerli saydı. Türk hukukuna göre karar veren mahkemenin kararını bozdu ve gerekirse o ülke hukukunda bilirkişi raporu alınmasını istedi. İlk iki dönemde hukuk seçimi anlaşması bulunmadığından Türk hukukunun uygulanmasını yerinde buldu. Bu karar da 2025 değişikliğinden önceki metne göre verilmiştir.[24]
Başka bir kararda işçi Rusya ve Gabon şantiyelerinde ayrı dönemlerde çalışmıştı. Daire ilk dönem için Türk hukukunu, sonraki iki dönem için sözleşmedeki hukuk seçimi nedeniyle Rusya ve Gabon hukukunu gösterdi. Bütün dönem için Türk hukukuna göre karar veren mahkeme kararını bozdu. Aşağıdaki cümle aynı kararın gerekçesinden alınmıştır. Bozmanın doğrudan dayanağı değil, genel ilke aktarımıdır.
“İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması, örneğin montaj için yurt dışında görevlendirilmesi durumunda, bu işyeri mutad işyeri sayılmayacaktır.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2022/970, K.2022/1441, 08.02.2022 (bozma)
Bu karar 2025 değişikliğinden önceki metne göre verilmiştir. Mutad işyeri ve geçici çalışma ölçütü ise m.27/2’de bugün de yer alır.
Hukuk seçimi sessizse tablo farklı olabilir. Başka bir dosyada işçi Kamerun ve Suudi Arabistan’da çalışmıştı, ancak davalı en geç cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürmemişti. Daire bu nedenle Türk hukukunun zımnen seçildiğini kabul etti. Bozma ise bu konuya değil, ücret alacağındaki arabuluculuk usulüne dayanır.[12]
Hakim yabancı hukuku re’sen uygular ve içeriğinin tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. Tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır.[25]
Yurt Dışı İş Uyuşmazlığında Süre Kaçıran Hatalar Nelerdir?
Aşağıdaki hatalar usul ve süre bakımından risk doğurur.
- Arabulucuya başvurmadan dava açmak ve davanın usulden reddine yol açmak.
- Başvuruya ve son tutanağa dava konusu bütün alacakları yazdırmamak.
- Yetkisiz büroya başvurup ret kararından sonraki bir haftalık süreyi kaçırmak.
- Sözleşmedeki hukuk seçimi cümlesini okumadan Türk hukukuna göre hesap yapmak.
- Ayrılışta imzalanan bir uzlaşma veya “final settlement” belgesini incelemeden imzalamak.
- Yabancı mahkeme kararını tenfiz ettirmeden Türkiye’de icra beklemek.
İbraname konusunda Türk hukuku uygulanıyorsa TBK m.420/2 aranan şartları sayar. İbra yazılı olmalı, sözleşmenin sona ermesinden en az bir ay sonra yapılmalı ve alacağın türü ile miktarı açıkça belirtilmelidir. Ödeme de noksansız ve banka aracılığıyla yapılmalıdır.[26] Yabancı hukuk uygulanıyorsa şartlar farklı olabilir. Ayrıntılar ibraname nedir yazısında yer alıyor.
Yurt Dışı Çalışma Uyuşmazlıkları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yurt dışında çalışan işçi Türkiye'de dava açabilir mi?
MÖHUK m.44 işçinin işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerini de yetkili sayar. Yer itibarıyla yetki iç hukuka göre belirlenir. İş mahkemelerinde davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Sözleşmede yabancı hukuk yazıyorsa Türk hukuku hiç uygulanmaz mı?
Hukuk seçimi kural olarak geçerlidir. Ancak işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinden doğan asgari koruma saklıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bir kararında, yurt dışı iş sözleşmesinde hukuk seçimi bulunan çalışma dönemi için hukuk seçimini geçerli sayıp çalışılan ülke hukukuna göre karar verilmesini istemiştir.
Arabuluculuk yurt dışı çalışmalarda da zorunlu mu?
7036 sayılı Kanun m.3/1 işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davalarında arabulucuya başvuruyu dava şartı yapar. Maddede yurt dışı çalışma için ayrı bir istisna yoktur. Yabancı hukukun uygulandığı dönemler için içtihat netleşmediğinden dava açmadan önce başvuru yapılması daha güvenlidir.
Yurt dışında çalışılan dönemin alacakları kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Türk hukuku uygulanıyorsa işçilik alacaklarında süre beş yıldır. Bu süre kıdem, bildirim şartına uyulmadan fesih, kötüniyet ve eşit davranma tazminatlarını, yıllık izin ücretini ve ücret alacağını kapsar. Yabancı hukuk uygulanıyorsa süre o hukuka göre belirlenir. Süre alacağın muaccel olduğu günden işler ve arabuluculuk başvurusu süreyi durdurur.
Yurt dışında geçen süre hem kıdemde hem emeklilikte aynı şekilde mi sayılır?
Hayır. Kıdem tazminatı iş sözleşmesine ve uygulanacak hukuka göre hesaplanır. Yurt dışında geçen sigortalılık sürelerinin Türkiye’de değerlendirilmesi ise 3201 sayılı Kanun kapsamında istek halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruyla yapılır, ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri ise ayrı bir yoldur. İkisi ayrı süreçlerdir.
Yabancı mahkeme kararı Türkiye'de nasıl uygulanır?
Yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de icra edilebilmesi tenfiz kararına bağlıdır. Tenfiz davasında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Bu dava, iş alacağı davasından ayrı bir davadır ve kendi şartlarına tabidir.
Kaynaklar
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.27 (7550 sayılı Kanun m.18 ile değişik). ↩
- 5718 m.27/1-4. ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu m.20/1. ↩
- 5718 m.44/1. ↩
- 5718 m.40/1. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6/1. ↩
- 7036 m.3/5. ↩
- 7036 m.3/9. ↩
- 5718 m.50/1. ↩
- 5718 m.51/1. ↩
- 7036 m.3/1. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/7755, K.2025/8975, 20.11.2025 (bozma, oybirliği). ↩
- 7036 m.3/2. ↩
- 7036 m.3/3. ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu ek m.3 ve m.32 son fıkra. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.149/1. ↩
- 5718 m.8/1. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2022/970, K.2022/1441, 08.02.2022 (bozma, oybirliği). ↩
- 6098 m.154/1. ↩
- 7036 m.3/17. ↩
- 1475 sayılı İş Kanunu m.14. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/3435, K.2025/6923, 24.09.2025 (bozma, oybirliği). ↩
- 3201 sayılı Kanun m.1 ve m.3. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2022/6029, K.2022/8323, 27.06.2022 (bozma, oybirliği). ↩
- 5718 m.2/1-2. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/2. ↩