Cezanın infaz edildiğini gösteren yazı elinize geçti. Yeni bir işe başvuruyorsunuz ve belge listesinde “sicil kaydı” yazıyor. E-Devlet’ten belgeyi alıyorsunuz, ekranda eski bir mahkumiyet duruyor. Adli sicil kaydı silme konusunda ilk soru, kaydın hangi tarihte arşive geçtiği ve ne zaman tamamen kalktığıdır.
Cevap kaydın türüne ve infazın tamamlandığı tarihe bağlıdır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, kaydı iki aşamada ele alır. Önce sicil kaydı vardır, sonra arşiv kaydı. Aşağıda önce ayrımın kendisi, sonra süreler, başvuru yolu ve sık düşülen hatalar tarih sırasıyla anlatılır. Her dosya kendi kararına ve infaz evrakına göre değerlendirilir.
Adli Sicil Kaydı ile Arşiv Kaydı Arasındaki Fark Nedir?
Kanun, kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerini sicile kaydeder. Hapis cezası, adli para cezası, cezanın ertelenmesi ve kısa süreli hapse seçenek yaptırımlar bu kapsamdadır.[1] İdari para cezaları, disiplin ve tazyik hapsi ile sırf askeri suçlara ilişkin mahkumiyetler ise sicile işlenmez.[2] Askerlikteki düşük sicil kavramı da sicil kaydından ayrı bir konudur.
Cezanın infazı tamamlandığında sicildeki bilgi silinerek arşiv kaydına alınır.[3] Arşiv kaydı artık sicil belgesindeki kayıt değildir. Onu yalnızca sayılı kişi ve kurumlar isteyebilir. Bunlar kişinin kendisi veya açıkça yetkili vekili, soruşturma ve kovuşturma kapsamındaki savcılık ve mahkemeler, seçim kurulları ile özel kanunlarda gösterilen kurumlardır.[4]
Kişi kendi kayıtlarını da sorgulayabilir. Bu sorgu, güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla ve Adalet Bakanlığının belirlediği usule göre yapılır.[5] Uygulamada bu işlem e-Devlet üzerinden görülür. İstanbul’da, örneğin Bakırköy Adliyesi çevresinde oturan biri için bilgiyi veren makam Cumhuriyet başsavcılığıdır.[6]
Demek ki “silme” iki ayrı olayı anlatır. Birincisi kaydın sicilden arşive geçmesidir. İkincisi arşiv kaydının da tamamen yok olmasıdır. İki olayın süresi ve şartı farklıdır.

Sicilde Kayıt Görününce İlk Bakılacak Üç Şey Nedir?
- Kaydın türü. Hapis mi, adli para cezası mı, ertelenmiş ceza mı, yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması mı olduğuna bakın. Sonuncusu sicil kaydı sayılmaz, aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
- Tarihler. Kararın kesinleşme tarihini ve infazın tamamlandığı tarihi not edin. Beklenen süreler hüküm tarihinden değil, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu günden işler.
- Hak yoksunluğu. Mahkumiyetin kamu görevi, seçilme gibi haklara engel olup olmadığını ve bu engelin hangi kanundan doğduğunu kontrol edin. Anayasa’nın 76. maddesi ya da Türk Ceza Kanunu dışındaki bir kanun nedeniyle hak yoksunluğu doğuyorsa tamamen silinme süresi on beş veya otuz yıldır. Diğer mahkumiyetlerde süre beş yıldır.
Üç sorunun cevabı hangi tablo satırında olduğunuzu belirler.
Arşive Alınma ve Tamamen Silinme Süreleri Nasıl İşler?
Süreler 5352 sayılı Kanun’un 9. ve 12. maddelerinde yer alır. Metne mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir. Arşive alma işlemini Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü yapar.
Kanun, arşiv kaydının tamamen silinmesinde işlemi yapacak makamı 12. maddede ayrıca yazmaz. Silmeyle ilgili kararları alan üç hakimli komisyon ise Genel Müdürlüğün teklifiyle kurulur. Tabloda kısaca Genel Müdürlük denir.
| Durum | Ne zaman | Süre | Kim yapar |
|---|---|---|---|
| Sicilden arşive alınma | Cezanın infazı tamamlanınca | Ek bekleme süresi yok | Genel Müdürlük |
| Sicilden arşive alınma | Şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımı, genel af | Olay gerçekleşince | Genel Müdürlük |
| Tamamen silinme (olağan mahkumiyetler) | Arşive alınma koşullarının oluştuğu günden sonra | 5 yıl | Genel Müdürlük |
| Tamamen silinme (Anayasa m.76 veya Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna yol açan mahkumiyetler) | Arşive alınma koşullarının oluştuğu günden sonra | 15 yıl (hakların geri verilmesi kararıyla) veya 30 yıl | Genel Müdürlük |
| Tamamen silinme (özel haller) | Fiil suç olmaktan çıkınca veya kanun yararına bozma ya da yargılamanın yenilenmesiyle beraat kesinleşince | Süre aranmaz | Genel Müdürlük |
Beş yıllık süre, olağan mahkumiyetler için geçerlidir.[7] Hak yoksunluğuna yol açan mahkumiyetlerde, yani Anayasa’nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardaki hallerde süre ayrışır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl yeter. Karar alınmamışsa otuz yıl beklenir.[8] Yalnızca Türk Ceza Kanunu m.53’ten doğan hak yoksunluğu bu gruba girmez, o mahkumiyetlerde olağan beş yıl uygulanır.[9]
Fiil sonradan kanunla suç olmaktan çıkarılırsa, o suçtan mahkumiyete ilişkin kayıtlar talep aranmadan tamamen silinir.[10] Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse, önceki mahkumiyetin kayıtları da silinir.[11]
Buradaki beş yıl, dava zamanaşımı gibi bir hak düşürücü süre değildir. Kaydın silineceği günü belirleyen bekleme süresidir. Kanunda bu iş için ayrı bir başvuru süresi de öngörülmemiştir. Süre dolmadan yapılan başvuru ise sonuç vermez.
Hapis, Adli Para Cezası ve Erteleme Durumlarında Kayıt Süreleri Nasıl Değişir?
Adli Para Cezası Ödenmişse Kayıt Ne Zaman Silinir?
Adli para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği, kanun gereği sicile işlenen bir bilgidir.[12] Ödemenin tamamlanması infazı bitirir. Kayıt bu noktada arşive alınır, ardından olağan beş yıllık süre başlar. Taksitle ödemede infaz son taksitle tamamlanır. Taksit süresi iki yılı geçemez.[13]
Hapis Cezası Ertelenmişse Denetim Süresi Bitince Ne Olur?
İki yıl veya daha az süreli hapis cezası, kanundaki şartlar varsa ertelenebilir. Erteleme halinde bir ile üç yıl arasında denetim süresi belirlenir.[14] Bu süre yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçerse ceza infaz edilmiş sayılır.[15] Aynı husus sicile ayrıca kaydedilir.[16]
Kanun, ertelenen cezada arşive alma tarihinin ne olacağını ayrıca yazmaz. Beş yıllık sürenin başlangıcı bu yüzden sicildeki kayda ve infaz evrakına bakılarak belirlenir.
Denetim süresinde kasıtlı yeni bir suç işlenirse tablo değişir. İnfaz hakimliği, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verebilir.[17] Türk Ceza Kanunu metni resmi kaynaktan kontrol edilebilir. Ceza kararının genel yapısı için ceza hukukunun amacı ve kapsamı yazısı da okunabilir.
Kamu Görevine Engel Olan Mahkumiyette Yasaklanmış Haklar Nasıl Geri Alınır?
Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlar bazı mahkumiyetlere hak yoksunluğu bağlar. Bu yoksunlukların kalkması için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilir. İki şart aranır. Cezanın infazının tamamlanmasından itibaren üç yıl geçmiş olmalıdır. Kişi bu sürede yeni suç işlememeli ve iyi halli yaşadığı konusunda mahkemede kanaat oluşmalıdır.[18]
İnfaza genel af veya etkin pişmanlık dışında bir hukuki nedenle son verilmişse süre farklıdır. Hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl gerekir. Bu süre, hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.[19]
Talebi hükümlü veya vekili yapar. Karar, hükmü veren mahkemeden ya da hükümlünün yerleşim yerindeki aynı derecedeki mahkemeden istenir.[20] Başvuruyla oluşan masraflar hükümlüye aittir. Hapis cezasına bağlı hak yoksunluğunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu m.53’te ise kişi, cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sayılan hakları kullanamaz.[21] Maddenin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 2015 tarihli kararıyla seçme ve seçilme ehliyeti yönünden kısmen iptal edilmiştir. Hangi hakkın etkilendiği için güncel metne bakmak gerekir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma yoluyla verdiği 19.12.2019 tarihli kararda, hükümde ayrıca bir hak yoksunluğu yazılı olmasa bile sicil veya arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğunu belirtmiş ve mahkemenin, iyi hal araştırması yaparak karar vermesi gerektiğini söylemiştir. Bu da tek bir kanun yararına bozma kararıdır. Karardaki geniş okuma, 13/A maddesinin Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardaki hak yoksunluklarını düzenlediği anlatımıyla birlikte değerlendirilmelidir.[22]
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Adli Sicilde Görünür mü?
Görünmez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sicile işlenmez. Karar, bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir. Bu kayıt yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hakim ya da mahkeme isterse kullanılabilir.[23] Bu yüzden işe giriş için alınan sicil belgesinde bu karar yer almaz.
Süreç kendi takvimini izler. Karar verilirse sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Süre içinde kasten yeni suç işlenmez ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulursa hüküm ortadan kalkar, davanın düşmesine karar verilir.[24] Kasten yeni suç işlenirse veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılırsa mahkeme hükmü açıklar. Mahkeme, yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırıma çevrilmesine de karar verebilir.[25]
Denetim süresi içinde, kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına da karar verilemez. Bu kural, sicilde görünmeyen kaydın başka bir yargılamada mahkemece fark edilebildiğini gösterir. Konuya ilişkin ayrıntılar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazısına bakılabilir.
Silme Başvurusu Nereye Yapılır ve Kararı Kim Verir?
Çoğu kayıt için ortada mahkemeye açılacak bir dava yoktur. Silme işlemi, süreler dolduğunda Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yürütülür. Kanun, sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak üzere üç hakimden oluşan bir komisyon kurulmasını öngörür.[26] Başvuru için adliyedeki sicil birimine gidilip dilekçenin nasıl iletileceği sorulabilir. Vekil aracılığıyla başvuruda, yetkinin vekaletnamede açıkça yazılması gerekir.[27]
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, bir mahkemenin kendisi arşiv kaydının silinmesine karar verdiği dosyada bu ayrımı yapmıştır. Dosya kanun yararına bozma yoluyla incelenmiştir. Daire, talebin değerlendirilmek üzere Genel Müdürlüğe gönderilmesi gerekirken mahkemece karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
“adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır”
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E.2017/5885, K.2018/3392, 12.03.2018 (kanun yararına bozma, oybirliği)
Daire, 1 Haziran 2005 sonrası işlenen suçlarda 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre cezanın infazıyla sicil bilgisinin Genel Müdürlükçe silinerek arşive alındığını belirtmiştir. Arşiv kaydının silinmesinin ise 12. maddedeki koşullara bağlı olduğunu da eklemiştir. Bu karar tek başına yerleşik içtihat sayılmamalıdır. Yine de başvurunun hangi mercie yöneleceği konusunda yol göstericidir.
Başvuruda genellikle kimlik, kesinleşme şerhli karar, infazın tamamlandığını gösteren belge veya ödeme dekontu ve e-Devlet sorgu çıktısı gündeme gelir. Hangi belgenin aranacağı, kaydın türüne göre değişir. Ceza yargılaması süreci hakkında ceza soruşturması yazısı bilgi verir.
Arabulucuya başvurmak bu işte dava şartı değildir. Arabuluculuğun dava şartı olduğu haller kanunda tek tek sayılmıştır. Örneğin 7036 sayılı Kanun m.3/1 işçi veya işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talepleri için, 6325 sayılı Kanun m.18/B ise kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları için bu şartı koyar. Ticaret Kanunu m.5/A ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A da kendi alanlarında aynı şartı arar. Adli sicil kaydının silinmesi bu hallerden biri değildir.[28]
Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi reddedilirse karar kesin değildir. Hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna gidilebilir.[29] İstinaf dilekçesinin nasıl kurulduğu ceza mahkemesi kararına istinaf dilekçesi örneğinde görülebilir.
Kayıt Silinirken Hangi Hatalardan Kaçınılır?
- Süre dolmadan başvurmak. Şartlar oluşmadan verilen dilekçe sonuç doğurmaz, yanlış verilen silme kararları ise Yargıtay’da bozulabilir.
- Her kaydı aynı süreye bağlamak. Olağan mahkumiyette beş yıl, Anayasa’nın 76. maddesi ya da Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardan doğan hak yoksunluğunda on beş veya otuz yıl esastır.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını sicil kaydı sanmak. Bu karar sicile işlenmez, ayrı bir sistemde tutulur.
- Mahkemeye “sicili sil” davası açmaya çalışmak. Silme işleminin sahibi Genel Müdürlüktür. Mahkeme, yasaklanmış hakların geri verilmesi gibi sınırlı hallerde devreye girer.
- Denetim süresinde yeni suç işlemek. Hem ertelenen cezanın infazı hem de hakların geri verilmesi için aranan iyi hal şartı zedelenir.
Adli Sicil Kaydı Silme Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı aynı şey midir?
Hayır. Cezanın infazı tamamlanınca sicildeki bilgi arşive alınır. Arşiv kaydını yalnızca kişinin kendisi, sayılı mercilerle özel kanunlarda gösterilen kurumlar isteyebilir.[30]
Adli sicil kaydı silme için dava açılır mı?
Genellikle açılmaz. Silme işlemini Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü yürütür. Mahkeme, yasaklanmış hakların geri verilmesi gibi ayrı bir talepte karar verir.[31]
Adli para cezası ödendiyse kayıt kaç yılda tamamen silinir?
Ödemeyle infaz tamamlanır ve kayıt arşive alınır. Olağan mahkumiyetlerde arşiv kaydı, arşive alınma koşullarının oluştuğu günden beş yıl sonra tamamen silinir. Anayasa’nın 76. maddesi ya da Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardan doğan hak yoksunluğunda süre on beş veya otuz yıldır.[32]
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sicil belgesinde görünür mü?
Hayır. Karar sicile değil, bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir. Bu kayıt yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenirse kullanılır.[33]
Yasaklanmış hakların geri verilmesi için kaç yıl beklenir?
Cezanın infazı tamamlandıktan sonra üç yıl geçmesi ve kişinin bu sürede yeni suç işlememiş olması aranır. İnfaza başka bir hukuki nedenle son verilmişse hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl gerekir, bu süre hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz. Düzenleme Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların hak yoksunlukları içindir ve Türk Ceza Kanunu m.53’ün beşinci ve altıncı fıkraları saklıdır.[34]
Adli sicil kaydı silme için arabulucuya başvurmak gerekir mi?
Hayır. Adli sicil kaydının silinmesi, arabuluculuğa konu bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Arabuluculuk, 7036 sayılı Kanun m.3/1’deki iş davaları gibi kanunda sayılan uyuşmazlıklarda dava şartıdır. Kayıt silme başvurusunda böyle bir şart yoktur.[35]
Kaynaklar
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.5/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.9/1-a. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.10/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/2. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.8/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/1-c. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/1-b. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/1-b ve m.12/1-c. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/2. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/3. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1-c. ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.52/4. ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.51/1 ve m.51/3. ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.51/8. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1-b. ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.51/7. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A/2. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A/3. ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.53/2. ↩
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E.2019/6429, K.2019/13466, 19.12.2019 (kanun yararına bozma, oybirliği). ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/13; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.6/1. ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/8 ve m.231/10. ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/11. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.14/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.7/1-a ve m.10/1-a. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A/5. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.9/1 ve m.10/1. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.9, m.12 ve m.13/A/3. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.12/1. ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231/13. ↩
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.13/A/1 ve m.13/A/2. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1 ve 6325 sayılı Kanun m.18/B. ↩